Hüseyin Vatansever
Hayatımızın her anında enerji tüketiyoruz…
Günlük yaşantımızda, evimizde, işimizde, kullandığımız birçok elektronik eşyada enerjiye ihtiyaç duyuyoruz.
Ve bu enerjimizin kabaca dörtte üçünü ithal kaynaklara bağımlı olarak üretiyoruz.
Teknolojideki baş döndüren gelişim, dünya nüfusunda yaşanan hızlı artış ve tüketimin kazandığı ivme; enerji kaynaklarına olan yükü de artırıyor.
Enerji üretiminin karşılanması için kullanılan enerji kaynakları, “yenilenebilir” ve “yenilenemez” olarak ikiye ayrılıyor. Yenilenemez enerji kaynakları olarak adlandırılan kömür, petrol ve doğal gaz türevleri tüm dünyada ilk tercih edilen kaynaklar arasında.
Bu kaynakların yenilenemez olması ve yoğun tüketim sonucu giderek azalması ise insanlık adına hepimize kaygı vermeli diye düşünüyorum.
Bir diğer alternatif olan yenilebilir enerji kaynakları arasında yer alan Güneş, Rüzgâr, Biyokütle, Jeotermal, Dalga gibi kaynakların ortak özellikleri; çevreye dost, sürdürülebilir ve yerli kaynaklardan elde edilebilir olmalarında belirginleşiyor.
***
Bir de bu kaynakların dışında, enerjimizi verimsiz kullanmaktan kaynaklanan kayıplarımıza bir mim koymamız gerekiyor.
Evet…
Evlerimizin, apartmanlarımızın, işyerlerimizin, fabrikalarımızın ısıtılıp soğutulmasında yalıtım eksikliğinden kaynaklanan kaybımız akıllara durgunluk verecek düzeyde.
Ülkemizde enerjinin %40’ından fazlası konutlarda tüketiliyor ve söz konusu hanelerin %85’inde enerji verimliliği sağlanamıyor. Pandemi ile birlikte artan enerji tüketimi ve 1 Temmuz tarihinden itibaren elektrik fiyatlarına yapılan yüzde 15’lik zam ile birlikte sadece bu yılın ilk altı ayından elektriğe gelen zammın yüzde 22’ye ulaşması, hem yurttaşların hem de sanayicilerin bütçelerini zorluyor.
Pandemi sonrasında cari açığın azaltılması ve enerji faturamızın düşürülmesi için ısı yalıtımı yoluyla verimli enerji kullanmak, eskisinden çok daha önemli hâle gelecek.
Araştırmalar sonucu elde edilen raporlara göre virüsün yayılma hızı giderek artarken, zirve yapıp düşüşe geçmesinin en erken bu yılın sonlarında olacağı bilim insanları tarafından ifade ediliyor. Bu süreçte mevcut üretimin devam etmesi, ülke ekonomisinin en az şekilde etkilenmesi için enerji tasarrufu büyük önem taşıyor. Dünyada kısıtlı kaynakların doğru ve verimli kullanılması atılacak ilk adımlar arasında da enerjinin verimli kullanılması geliyor.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının azaltılmasına yardımcı olacak enerji verimliliği, özellikle salgın sonrası “yeni normal” düzende büyük önem taşıyor. Bireysel önlemlerin yanı sıra kamu ve devlet özelinde de alınacak tasarruf önlemleri, salgın sonrasında ekonomik kalkınmanın sağlanmasında büyük etki gösterecek kuşkusuz…
***
Türkiye’nin ithalatının %85’inden fazlası hammadde, ara malı ve yatırım malından oluşuyor. Enerji ithalatı ise cari açığı en çok artıran faktörler arasında. Petrol fiyatlarının son yılların en düşük seviyesinde seyretmesi hiçbirimizi rehavete sevk etmemeli. Enerjinin %40’ından fazlası konutlarda tüketiliyor ve söz konusu hanelerin %85’inde enerji verimliliği sağlanamıyor. Hem ısıtmada hem de iklimlendirmede büyük bir enerji kaybı oluşuyor.
Türkiye’de toplam 18 milyona yakın kişi tüketici ve konut kredisi kullanıyor. 7 milyon aile ise evinde kiracı durumunda. Hane halkının bir aylık temel ihtiyaçları 6.5 milyar dolar civarındayken, su-elektrik-doğalgaz-sağlık masrafları eklendiğinde bu fatura 10-12 milyar dolara ulaşıyor. Vatandaşın ve devletin sırtındaki bu kamburu bertaraf ederek yılda en az 5 milyar dolarlık tasarrufu çok rahatlıkla sağlayabiliriz.
Zaten kıt olan ve katma değeri düşük ürünler satarak kazandığımız dövizimizi, enerji ithalatında tüketmek istemiyorsak enerjinin verimli kullanılması hayati önem taşıyor.
Enerji geleceğimizi garanti altına almak için herkesi enerji verimliliği uygulamalarını içselleştirmeye davet ediyorum. Hem inşaat sektörünün içinde bulunduğu darboğazı aşmak hem ülkemizin dış politikasına da doğrudan doğruya etki yapan enerji talebini makul seviyeye çekmek hem de biz vatandaşların enerjiyi verimli ve daha ucuza tüketmesi için bir seferberlik başlatmak zorundayız…
Bir sonraki yazımızda ülkemizde enerji tasarrufu ve enerji verimliliği kavramlarını (ki bu iki kavram bir birinden çok farklı olmasına rağmen sürekli karıştırılır) nasıl hayata geçirmeliyiz, bu olguyu kalıcı ve sürdürülebilir şekilde nasıl başaracağız sorularının cevapları hakkında sizlere düşünce ve önerilerimi paylaşmak istiyorum.
Kalın sağlıcakla…


